Havza Haber Ajansı’nın haberine göre, İslami danışmanlık, ilim havzalarının talebelere, onların ailelerine ve topluma sunduğu önemli hizmet alanlarından biridir. Bu alanda daha etkili bir rol üstlenebilmek için öncelikle mevcut imkânların bir araya getirilmesine, kurumsal bütünlüğün sağlanmasına ve uygulamaya yönelik hizmetlerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır.
Günümüzde İslami eğitim, araştırma ve danışmanlık hizmetleri alanında çok sayıda merkez faaliyet göstermekte, bu alanda binlerce havza mezunu bilimsel bilgiye ve uzmanlığa sahip bulunmaktadır. Ancak çalışmaların birbirinden bağımsız yürütülmesi ve imkânların dağınık olması, bu değerli kapasiteden tam anlamıyla yararlanılmasını engellemektedir. Mevcut imkânların bütünlüklü bir yapı altında bir araya getirilmesi; danışmanlık merkezlerinin yaygınlaştırılmasına, hizmet kalitesinin yükseltilmesine ve toplumun ihtiyaçlarına daha etkili cevap verilmesine zemin hazırlayabilir.
Kurumsal yapılanmaya yönelik bu ihtiyacın yanı sıra danışmanlık hizmetlerinin sunuluş biçiminin yeniden değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Danışmanlık, yalnızca sorunlar ortaya çıktıktan sonra müdahalede bulunmakla sınırlı kalmamalıdır. Bunun yerine önlemeye öncelik verilmeli, bireyler güçlendirilmeli ve yaşam becerileri geliştirilerek birçok sorunun ortaya çıkması engellenmelidir.
Bu hedefin gerçekleştirilmesi için İslami danışmanlık hizmetlerinin kolay erişilebilir, düşük maliyetli ve yaygın olması gerekmektedir. Modern araçlardan yararlanılması, uygulamaya yönelik kitapların hazırlanması ve aile odaklı eğitimlerin güçlendirilmesi de bu süreci kolaylaştırabilir. Havza Haber Ajansı muhabiri, bu konuları ve ilim havzalarının İslami danışmanlık alanını düzenlemeye yönelik programlarını, İlim Havzaları Tezhib ve Terbiye Başkan Yardımcılığı İslami Danışmanlık Birimi Müdürü Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimin Mahmud Haseni Nejad ile görüştü. Söyleşinin ayrıntılarını okuyucularımıza sunuyoruz.
Soru: Özellikle talebeler ve ilim havzalarının ileri gelenleri başta olmak üzere birçok kişi, İslami Danışmanlık Biriminin faaliyet alanını ve hem havza mensuplarına hem de havza dışındaki kişilere sunduğu hizmetleri daha yakından tanımak istiyor. Öncelikle birimin yapısı ve görevleri hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
İslami Danışmanlık Birimi, İlim Havzaları Tezhib ve Terbiye Başkan Yardımcılığına bağlı birimlerden biridir. Bu başkan yardımcılığının birimlerini kısaca sıralamak gerekirse Kur’an Birimi, Ahlak Birimi, Araştırmalar Birimi, Maarif İşleri Birimi ve İslami Danışmanlık Birimi bulunmaktadır.
İslami Danışmanlık Birimi kendi içinde iki bölümden oluşmaktadır. Bunlardan biri aile alanına, diğeri ise danışmanlık hizmetlerine odaklanmaktadır. Aile bölümü daha önce bağımsız bir birim olarak faaliyet gösteriyordu. Ancak son yıllarda meydana gelen değişikliklerin ardından bu birim kaldırılmış ve İslami Danışmanlık Biriminin bir bölümü olarak çalışmalarını sürdürmüştür.
Dolayısıyla İslami Danışmanlık Biriminin günümüzde iki temel faaliyet alanı bulunmaktadır: Birincisi aile bölümü ve bu kapsamda yürütülen projeler, ikincisi ise danışmanlık hizmetleri ve danışmanlık merkezleridir. Sonraki sorulara zemin hazırlamak amacıyla her iki bölümü de kısaca açıklayacağım.
Üç Düzeyde İslami Danışmanlık Hizmeti: Önlemden Güçlendirmeye
İslami Danışmanlık Birimi, uzmanlık temelli ve İslami bir yaklaşımla danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Bu alanda verdiğimiz hizmetleri üç düzeyde sınıflandırabiliriz.
Birinci düzey, önleyici hizmetlerdir. Bu kapsamda ilim havzalarındaki ortamlarda, havza mensupları arasında ve toplumda ortaya çıkabilecek sorunları takip ediyor ve tespit ediyoruz. Ardından belirlenen sorunlara uygun eğitim programları tasarlıyor ve uyguluyoruz.
Konuyu daha iyi açıklamak için talebelerin eğitim hayatını örnek verebiliriz. Bir talebe ilim havzasına girdiğinde Millî Eğitim sistemi ve üniversitelerdekinden farklı bir eğitim sistemiyle karşılaşır. Çünkü ilim havzalarının eğitim hedefleri ve yaklaşımları, bu iki sistemden farklıdır.
Talebeler, ilim havzasına başladıklarında genellikle bu sistem ve yapıya yeterince aşina değildir. Misak programlarında onları talebelik ortamına alıştırmak için çaba gösterilse de havzada başarılı bir eğitim hayatı sürdürebilmeleri için gerekli bütün beceri ve özellikler kapsamlı bir eğitim paketi içerisinde kendilerine sunulamayabilir.
Talebelerin İhtiyaç Duyduğu Becerilerin Geliştirilmesi: “Eğitim Rehberi” Projesi
Bu ihtiyaca cevap vermek amacıyla İslami Danışmanlık Biriminde “Eğitim Rehberi” adıyla bir proje tasarlanmış ve uygulanmaya başlanmıştır. Bu proje, birimin sunduğu önleyici hizmetlere örnektir. Projeyi uygulamak isteyen her kurumda bu eğitimlerin düzenlenmesi mümkündür.
Bu projede talebelerle doğrudan iletişim kurmuyoruz. Çünkü eğitim sürecinde danışmanlık ve beceri geliştirme çalışmalarının sürekli destek gerektirdiğini düşünüyoruz. Bir danışmanın bütün aşamalarda talebeye kesintisiz eşlik etmesi mümkün olmayabilir. Ayrıca böyle sürekli bir desteği sağlayacak yeterli imkân ve kapasite de bulunmayabilir.
Bu nedenle Eğitim Rehberi projesinin öncelikli hedef kitlesini ilim havzalarının öğretim üyeleri ve medrese yöneticileri oluşturmaktadır. Çünkü öğretmenler talebelerle her gün, medrese yöneticileri ise kendi talebeleriyle sürekli iletişim hâlindedir.
Eş Seçimi Becerilerinin Öğretilmesi: “Evlilik Rehberi” Projesi
İslami Danışmanlık Biriminin bir diğer projesi de “Evlilik Rehberi” projesidir. Bu projede öğretim üyelerini, eğitmenleri ve medrese yöneticilerini evlilikle ilgili konularda bilgilendirmeye çalışıyoruz.
Bu eğitimlerde eş seçimi modelleri, evlilikte dikkat edilmesi gerekenler ve kaçınılması gereken davranışlar ile kişinin evliliğe hazır olması için sahip olması gereken özellikler gibi konular ele alınıyor.
Sorunların İlk Aşamada Çözülmesine Yardımcı Olmak: Rehberlik Hizmetleri
İslami Danışmanlık Biriminin sunduğu hizmetlerin ikinci düzeyini rehberlik hizmetleri oluşturuyor. Bu düzeyin önleyici hizmetlerden farkı şudur: Önleme aşamasında kişi henüz belirli bir sorun veya zararla karşılaşmamıştır. Eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla muhtemel sorunların ortaya çıkması engellenmeye çalışılır.
Rehberlik hizmetlerinde ise kişi başlangıç aşamasında bir sorunla karşılaşmıştır. Ancak sorun henüz uzman müdahalesi gerektirecek kadar derinleşmemiştir. Böyle durumlarda uygun tavsiyeler veya hedefe yönelik rehberlik, sorunun çözülmesine ve kişinin yaşamının yeniden normal seyrine dönmesine yardımcı olabilir.
Örneğin bir kişi, dikkatini toplamakta zorlandığını veya evlendikten sonra eşiyle bazı anlaşmazlıklar yaşadığını belirterek başvurabilir. Ancak bu sorunlar henüz uzman müdahalesi gerektirecek kadar derinleşmemiş olabilir. Böyle durumlarda birkaç uygun tavsiye veya doğru yönlendirme, kişinin yaşamının yeniden normal seyrine dönmesini sağlayabilir.
Biz bu tür hizmetleri “Rehberlik Hizmetleri” olarak adlandırıyoruz. Bu düzeyde kişi bir sorunla karşılaşmıştır ancak sorun henüz derinleşmemiştir. Bu hizmetleri sunabilmeleri için bazı öğretim üyelerini yetiştirdik ve eğitim programları hazırladık. Böylece bu öğretim üyeleri talebelere destek olabilecek, onların sorunlarını çözmelerine yardımcı olabilecektir.
Daha Derin Sorunların Çözümüne Yönelik Müdahale: Uzman Danışmanlık Hizmetleri
Hizmetlerimizin üçüncü düzeyini uzman danışmanlık hizmetleri oluşturuyor. Bu aşamada kişi bir sorunla karşılaşmış ve yaşadığı sorun, günlük işleyişinde aksamalara yol açmıştır. Örneğin kişi hafıza sorunları yaşıyor olabilir. Bu sorun artık sıradan tavsiyelerle çözülemeyeceğinden kişinin uzman danışmanlık sürecine girmesi gerekir.
Bu aşamada danışmanlık merkezlerimizin faaliyetleri ve bu merkezlerde sunulan uzmanlık hizmetleri devreye girer. Ancak danışmanlık merkezlerinin yalnızca ciddi sorunlar yaşayan kişilere hizmet verdiği düşünülmemelidir. Bu merkezlerde önleyici hizmetler ve rehberlik çalışmaları da yürütülmektedir. Bununla birlikte merkezlerin faaliyetlerinin önemli bir bölümünü uzman danışmanlık hizmetleri oluşturmaktadır.
Ülkede Yüz Yüze Hizmet Veren 33 Danışmanlık Merkezi
Şu anda ülke genelinde yaklaşık 33 Semah Danışmanlık Merkezi faaliyet göstermektedir. Bu merkezlerde 300’ü aşkın öğretim üyesi ve danışman görev yapmakta, danışmanlık hizmetleri sunmaktadır.
Bunun yanı sıra, hizmetlerimize yeni bir hizmet daha eklenmiştir: Semah Sanal Danışmanlık Merkezi. Sanal ortamda faaliyet gösteren bu merkez, çevrim içi danışmanlık hizmetleri sunmaktadır.
Aile Yönetiminde Yaklaşım Değişikliği: Eğitim ve Düşünsel Temellerin Güçlendirilmesine Odaklanma
Danışmanlık alanındaki hizmetlerimizin yanı sıra aile alanında da çeşitli hizmet ve programlar yürütüyoruz.
Geçmişte Tehzib ve Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcılığı bünyesindeki Aile Birimi, yaklaşık 27-28 personeliyle geniş bir yapıya sahipti ve ilim havzası öğrencilerinin ailelerine çeşitli hizmetler sunuyordu. Faaliyetlerinin kapsamı o kadar genişti ki bu birim, yapısal ve idari açıdan ilim havzasında başkan yardımcılığı düzeyinde bir konuma sahipti.
Mevcut koşullarda aile alanındaki çalışmalarımız, daha çok eğitim ve bilinçlendirme temelli hizmetlere odaklanmaktadır. Bu hizmetlerle kastedilen, kamplar ve benzeri programlar düzenlemek yerine ailelerin eğitilmesini, bilgi düzeylerinin artırılmasını ve düşünsel ve inançsal temellerinin güçlendirilmesini amaçlayan faaliyetlerdir.
İlim Havzası Ailelerine Düşünsel Ve İnançsal Temellerin Öğretilmesi: Kevser Projesi
Aile alanındaki önemli projelerimizden biri de “Kevser” projesidir. Bu projenin amacını açıklamak için talebelik makamının ve sorumluluğunun üzerinde durmak gerekir.
Bir talebenin eşi olan kişi, eşinin talebelik sorumlulukları ve misyonu nedeniyle diğer birçok ailenin sahip olduğu konumdan farklı bir konumda bulunur. Bu nedenle talebenin eşinin de düşünsel ve inançsal temeller, ayrıca İslam bilgisi konusunda kendisine uygun eğitimler alması ve bu alanlarda yüksek bir bilgi düzeyine sahip olması gerekir.
Kevser projesi tam da bu amaçla hazırlanmıştır. Proje özellikle üç grubu kapsamaktadır: Kadın talebeler, talebelerin eşleri ve talebe ailelerinin kız çocukları.
Kevser Projesinin Çevrim İçi Eğitimleri: Talebe Ailelerinden Yaklaşık 500 Kişinin Katılımı
Kevser projesi geçmişte farklı eyaletlerde yüz yüze gerçekleştiriliyordu. Ancak bütçeyle ilgili sorunlar ve ortaya çıkan koşullar nedeniyle bu projedeki eğitimlerin önemli bir bölümü çevrim içi ortama taşındı.
Bu yıl da kayıt çağrısının yayımlanmasının ardından talebe ailelerinden yaklaşık 500 kişi projeye katıldı. Şimdiye kadar iki çevrim içi eğitim dönemi düzenlendi; üçüncü dönem de yakında başlayacak.
İslami Danışmanlık Biriminin Önemli Gündem Maddelerinden Biri: Talebelerin Evliliği
Talebe aileleriyle ilgili önemli konulardan ve ciddi kaygılarımızdan biri de evlilik meselesidir. Bu konu aynı zamanda bir öneri olarak da gündeme getirilebilir.
Açıklanan güncel istatistiklere göre ülkede yaklaşık 18 milyon bekâr kadın ve erkek bulunmaktadır. Doğal olarak bu nüfusun bir bölümünü, hâlen bekâr olan kadın ve erkek talebeler oluşturmaktadır. Dolayısıyla evlilik konusu onlar için de gündemdedir.
Talebelerin Evliliği Konusunda İlim Havzasındaki Dağınık İmkânlar
Evlilik alanında yürüttüğümüz uzmanlık çalışmalarımız sırasında, ilim havzasının evliliği kolaylaştırmak için önemli imkânlara sahip olduğunu fark ettik. Ancak ne yazık ki bu imkânlar birbirinden bağımsız biçimde yürütülmektedir. Örneğin evlenmek isteyen bir talebe; merci makamlarının bürolarından, İlim Havzaları Hizmet Merkezinden, hayır kurumlarından ve ilim havzasına bağlı bazı başkan yardımcılıklarından destek alabilir. Ancak bu hizmetler tek bir çatı altında toplanmamıştır.
Evlilik İşleri için Kapsamlı Bir Merkez Kurulması Önerisi
Bu doğrultuda, “Evlilik İşleri Koordinasyon Merkezi” ya da “Kapsamlı Evlilik Merkezi” adı altında bir birim kurulması gerektiği sonucuna vardık. İnşallah bu öneriyi İlim Havzaları Yönetim Merkezine de ileteceğiz. Böylece evlilikle ilgili bütün işleri üstlenecek bir birim oluşturulmuş olacak.
Bu birim, çeyiz temini, kredi imkânları ve ekonomik sorunlar gibi evliliğin maddi ve somut meseleleriyle ilgilenmeli; aynı zamanda kültürel ve manevi boyutları da göz önünde bulundurmalıdır.
Sorunların Hızlı Çözümü için Bir Yöntem: Talebe Aileleri Arasında Dayanışma
Örneğin, Perdîsan’daki yerleşim komplekslerinden birinde buna benzer bir uygulamanın hayata geçirildiğini duydum. Geçim sıkıntısı yaşayan bir talebe ailesinin çocuğunun acil ameliyat olması gerektiğini düşünelim. Diğer aileler bu durumdan haberdar olur olmaz, her biri örneğin 100 bin, 50 bin veya 200 bin tümen katkıda bulunarak ihtiyaç duyulan parayı kısa sürede toplamış.
Bu aile, yardım almak için destek kuruluşlarının veya sigorta merkezlerinin kapısını çalmak zorunda kalmadan, diğer ailelerin hızlı desteği sayesinde sorununu çözebilmiş.
Bu örnek, talebe aileleri arasında dayanışma oluşturabilirsek talebelerin karşılaştığı birçok sorunun kısa sürede ve yine kendileri tarafından çözülebileceğini göstermektedir.
Psikoloji ve Danışmanlık Alanında Binlerce İlim Havzası Mezununun Potansiyeli
Bu kurumların istatistiklerine baktığımızda, her yıl yüksek lisans düzeyinde bu alanlara en az 400-500 talebenin başladığını görüyoruz. Ayrıca yaptığımız incelemelere dayanarak, hâlihazırda ilim havzasında üçüncü seviye ve yüksek lisans düzeyinde psikoloji ve ilgili alanlardan mezun olmuş en az 4-5 bin talebenin bulunduğunu tahmin ediyoruz.
Bu, oldukça büyük bir potansiyeldir ve kapsamlı faaliyetlerin yürütülmesini sağlayabilir. Ancak kurumlar bütünleşik bir şekilde çalışmadığı ve her biri kendi başına faaliyet gösterdiği için bu potansiyel yeterince görünür olamamakta ve hak ettiği ölçüde etkili bir akım oluşturamamaktadır.
İslami Danışmanlık için Bütünleşik Bir Yönetim Yapısının Oluşturulması Önerisi
Geçmişten beri dile getirdiğimiz ve hayata geçirilmesi için çalışmalarımızı sürdürdüğümüz öneri, İslami danışmanlık alanındaki bütün imkânları bir araya getirecek belirli bir kuruluşun veya yönetim biriminin oluşturulmasıdır.
Sonuç olarak İslami danışmanlık ve bununla ilgili konuların temel sorumluluğunu ilim havzası üstlenmelidir. Çünkü ilim havzası, bu alanda dinî ve bilimsel temellere ve imkânlara sahip olduğunu ileri sürmektedir. Doğal olarak bu imkânlar bütünlüklü bir yapı altında bir araya getirildiğinde çok daha etkili olabilir.
Mesleki Etik Ve Sağlık Standartları Temelinde İslami Danışmanlık Merkezlerinin Güçlendirilmesi
Şu anda İslami ve dinî olmayan yaklaşımlarla çalışan danışmanlık merkezlerinde çeşitli sorunların ve zarar verici durumların yaşandığına ilişkin birçok vakayı duyuyor veya görüyoruz. Elimizde bu vakalara ilişkin resmî ve yayımlanabilir istatistikler bulunmuyor. Hatta böyle istatistikler mevcut olsa bile bunları yayımlayamayız; çünkü bu tür bilgilerin paylaşılmasının diğer kurumlardaki meslektaşlarımıza yönelik güvensizliğe yol açmasını istemiyoruz.
Bununla birlikte, ilim havzasına bağlı danışmanlık merkezlerinin potansiyelini açıklamak için Semah Danışmanlık Merkezlerinin deneyimine değinebilirim. Bu merkezlerin faaliyetlerinin, özellikle son beş-altı yılda, daha da genişlediği dönemde disiplin, mesleki etik veya mesleğin korunmasına ilişkin kurallar açısından tek bir ihlal vakası bile yaşanmadı.
Bu durum, söz konusu alanda önemli bir potansiyelin bulunduğunu göstermektedir. Bu potansiyel, titiz standartlar ve sıkı denetim sayesinde topluma güvenilir hizmetler sunabilir.
Son Söz
İslami Danışmanlık Biriminin sloganı, hizmetleri kolay erişilebilir ve düşük maliyetli hâle getirerek önleyici ve İslami bir yaklaşımla talebelerin ve ailelerinin hizmetine sunmaktır. Bu süreçte önleme ve gelişimi önceleyen bir yaklaşımı esas alıyoruz.
Danışmanlıkta Pasif Yaklaşımdan Gelişimi Destekleyen Yaklaşıma Geçiş
Psikoloji ve danışmanlık alanında zaman zaman pasif bir yaklaşımla karşılaşılmaktadır. Bu yaklaşımda kişinin bir sorun yaşamasını bekliyor, ancak sorun ortaya çıktıktan sonra ona yardımcı olmak için harekete geçiyoruz.
Bununla birlikte, “gelişimi destekleyen yaklaşım” olarak adlandırabileceğimiz başka bir yaklaşım da bulunmaktadır. Psikoloji alanında yeni bir bakış açısı olan bu yaklaşım, insanların zarar görmesini beklemek yerine onları güçlendirmek, gelişimlerini desteklemek ve yetenekleriyle potansiyellerini artırmak için harekete geçilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Stratejik Araştırmaların Geliştirilmesi ve Yapay Zekâ Alanına Yönelme
Bu doğrultuda, söz konusu yaklaşımla ilgili bilimsel gruplar kurduk. Bu alanda kapsamlı stratejik araştırmalar ve modelleme çalışmaları yürütüyoruz. Ayrıca faaliyetlerimizi yeni alanlara da taşıdık.
Bu çerçevede, inşallah bir aydan kısa bir süre içinde psikoloji ve İslami danışmanlık alanındaki ilk yapay zekâ sohbet botunu tanıtacağız. Bu sistem de tam olarak aynı yaklaşım temel alınarak tasarlanmıştır.
İslami Danışmanlık için Yapay Zekâ Sohbet Robotu: Güven Veren ve Gelişimi Destekleyen Hizmetler
Bu sohbet botu, böyle bir yaklaşımla ilk kez tasarlanmıştır. Amacımız, sunduğu hizmetlerden daha fazla güven duyarak yararlanabilmemizi sağlamaktır. Yapay zekâ alanında hizmet sunan çeşitli sohbet botları bulunmaktadır; ancak bunların tümüne gönül rahatlığıyla başvurmak ve sundukları hizmetlerden yararlanmak mümkün değildir.
Yoğun bilimsel çalışmalar ve büyük emekler sonucunda bu projeyi mevcut aşamasına getirdik. Bu sistem de gelişimi destekleyen bir yaklaşıma sahiptir; pasif değildir.
İslami Psikoloji ve Danışmanlık Kitapları: Popüler Eserlerle Akademik Metinler Arasındaki Boşluk
Bu alanda üzerinde durduğumuz konulardan biri de İslami psikoloji ve danışmanlık alanında uygulamaya yönelik kitaplar hazırlamaktır.
Günümüzde psikoloji ve danışmanlık alanında çok sayıda kitap yayımlanmaktadır. Bu alanlarda İslami yaklaşımla kaleme alınmış pek çok eser de bulunmaktadır. Ancak bu kitapları genel olarak iki gruba ayırabiliriz.
İlk grupta, popüler psikolojiye yönelen eserler yer almaktadır. Bunlar, geniş kitlelere hitap eden ve oldukça basit, günlük konuşma diline yakın bir üslupla yazılan kitaplardır. Bir kişi bu türde iki yüz sayfalık bir kitap okuyabilir; ancak kitapta birbiriyle çelişen bilgilerle ve yeterli derinliğe ve bütünlüğe sahip olmayan içeriklerle karşılaşabilir.
İkinci grupta ise tamamen akademik ve bilimsel nitelikteki kitaplar bulunmaktadır. Ancak bu eserler, uygulamaya yönelik olma ve günlük hayatta kullanılabilme açısından bazı sınırlılıklar taşıyabilir.
Bilimsel Temellerle Pratik Çözümleri Buluşturmak: Çalışma Kitapları Hazırlamak
Biz tam da bu noktada farklı bir yol izlemeye ve “çalışma kitabı” hazırlamaya yöneldik. Çalışma kitabı, bilimsel temellere dayanan ancak sade bir dille yazılan ve günlük hayatta uygulanabilir nitelikte olan bir eserdir.
Bazı kitapları satın alıp kütüphanenizin bir köşesine koyarsınız. Hatta bunları yalnızca kapakları güzel olduğu için satın alabilir, hayatınız boyunca bir kez bile açmayabilirsiniz. Ancak bizim kitaplarımız bu türden değildir; bu eserler, üzerinde çalışılması ve değişim sağlanması amacıyla hazırlanmıştır.
“Neşeyle Gayret” Kitabı: Aşırı Mükemmeliyetçiliği Yönetmek Ve Yaşam Sevincini Korumak
Örneğin, kitaplarımızdan biri “Neşeyle Gayret” adıyla yayımlanmıştır. Talebelerin ve genel olarak zeki insanların karşılaşabileceği sorunlardan biri, her zaman kusursuz olma isteğidir. Yani kişi hiçbir eksiğinin ve kusurunun olmamasını, kendisine hiçbir eleştiri yöneltilmemesini ister.
Bu aşırı mükemmeliyetçilik, kişinin kendisine ve ruhsal dünyasına gereğinden fazla baskı uygulamasına neden olur. Zamanla kişi kendini suçlayan birine dönüşür; sürekli kendisini eleştirir, yaptığı işlerden hiçbir zaman memnun olmaz ve daima kendi eksiklerine odaklanır.
Bu durum zamanla kişinin yaşam sevincini ortadan kaldırır. Çünkü insan sürekli kendisini suçladığında neşesini kaybeder ve giderek umutsuzluğa sürüklenir.
“Neşeyle Gayret” kitabı, bu konuyu doğrudan uygulamaya yönelik bir yaklaşımla ele almakta ve gelişme arzusunu kaybetmeden, aynı zamanda yaşam sevincimizi koruyarak düşüncelerimizi ve zihinsel dünyamızı adım adım nasıl yönetebileceğimizi açıklamaktadır.
“Kendimize Yabancı Kalmayalım” Kitabı: Öz Farkındalık ve Bireysel Potansiyelin Tanınması
Kendim tarafından kaleme alınan bir diğer kitabın adı “Kendimize Yabancı Kalmayalım”dır. Bu kitap, insanın karşılaştığı önemli sorunlardan birini ele almaktadır: Bazen kendimizi ve sahip olduğumuz potansiyeli yeterince tanımayız; aslında kendimize yabancı kalırız. Başka bir ifadeyle, yeterli öz farkındalığa sahip olmayız.
Öz farkındalığımız düşük olduğunda, hayattaki davranışlarımız ve faaliyetlerimiz doğru bir planlama ve yönetim olmadan ilerleyebilir.
Öz Bilginin Dört Temel Alanı: Beden, Ruh, Maneviyat Ve Sosyal İlişkiler
“Kendimize Yabancı Kalmayalım” kitabında, tanınması büyük önem taşıyan dört temel alan üzerinde duruyoruz:
* Beden: Fiziksel durumun, bedensel ihtiyaçların ve kapasitenin tanınması.
* Ruh: Kişinin psikolojik özelliklerini, yeteneklerini ve zayıf yönlerini tanıması.
* Maneviyat: Manevi durumun ve bu alandaki gelişim potansiyelinin farkına varılması.
* Sosyal İlişkiler ve İletişim: Kişinin başkalarıyla etkileşim kurarken sahip olduğu güçlü ve zayıf yönleri tanıması.
Bu dört alanın her birindeki güçlü ve zayıf yönlerimizi belirleyebilmemiz çok faydalıdır. Bunları tanıdıktan sonra ilgili alanlarda kendimizi yönetmek ve planlama yapmak için adım atabiliriz.
yorumunuz